Tüm Edebiyat Arşivimiz
Şiirler
ARMAĞAN, BEN VE KUŞLAR | ARMAĞAN, BEN VE KUŞLAR |
|
|
|
| Yazar yönetici | |
| Friday, 21 September 2007 | |
![]() Tanıdık bir deniz aramızdaki, Bu haber 164 defa okundu. tanıdık bir deniz aramızdaki tuz, öfke, yağmur ve ateş fırtına yüklü gemilerin gidip gidip geldiği mor kanatlı kuş o, aramızdaki omuz başımızda durmadan öten bir kanadı aykırı mavilerde uçurum bir kanadı uçuk düşler ülkesi git işine Armağan şiir yazdırma bana girme bir bıçak gibi en kalabalık yerlerimde kanayan yalnızlığıma ... gündür, ağır çeker yaşamak bile kirpiğimden ateş damlar tutamam içim tuzlarda yıkar birikenleri hayatın kıyısı bu, bilirim bırakamam bak yine o ıslak kuş çığlıklara vurmuş yokuşlarını hangi yanı sustuğumun kapımı çalan bu kış konuştuğum, ölümün hangi serseri yanı yapma be Armağan en aptal yalnızlık ölüm olmalı öyle durduğu yerde eskimemeli keder çiçek gibi çiçekler açmalı içimizde ipek gibi yağmurlar aşk gibi aşklar, yaşayan ve yaşanacak olan işimiz kolay değil Armağan direnmek bu, unutmamak azalmamak kendine ve insana paslı sürgü, demir kapı ve ısırgan otları arasında sığınmadan tenhalığa çoğalmaktır ağlamak bile belki, ama senden olana yeniyetme ürkülerdi cop yemek, sakat kalmak çocuk doğuramamak korkmazdık konudan komşudan dul kadın olmaktan şaşırma ve acı çekme ne olur anneni düşün, ya da benim annemi toprağın ve karın sessizliğini ve hâlâ ekin demetlerini doksan dokuzluk tespih sabrıyla çeken kırk olmadan yetmişini gösteren kadın çizgilerini kırgınsın biliyorum öfkelisin, en çok da karanlığa karışan çoban yıldızlarına kopan kıyamet değil ki canım, bilirsin o şarkıyı “Denizler durulmaz dalgalanmadan” yaralarım inançlarımdan değil gemisi kolayca yara alandan bana düşlerden söz etme Armağan bu gece uyuyamam ne çok yıl be Armağan ne çok kırımsa her yenilgi, bedenimize vurulan zincir beynimizde kırılan halka acılar iki uçurum arası büyüyen çiçek ve sevinç gece yarısı birlikte pişirilen kurufasulye tadı zaman zaman kıyılar düşse de intihara borçlar ve alacaklar hâlâ eşit hayata bir tek şuna şaşıyorum hayatımız neden bu kadar kısa? belki de kesişen sonsuz erimli iki aykırı çizgi belki çok daha derin bir düşün izi o aşina deniz aramızdaki tuz, fırtına, yangın ve kavga ve o bitmeyen sevda üstelik bunca gece varken daha sabaha bin direkli gemilerin gidip gidip geldiği keşke sana, al kanatlı kuşlarla kehribar ve ipek yüklü atlastan uçuşlarla gelebilseydim keşke sana bilmediğin sevinçler gül iklimi erinçler verebilseydim getirdiğim sadece bu kır çiçeği ıslak kanatlarımla iyi sakla canım bu gece unut yalnızlığını beynimizin en eski yalanını haklısın bu saatlerde gece bizden kocaman ama söz sabahın ilk ışıklarından çiçekli bir şal dokuyacağım sana hadi sokulup yüreğimin kuytularına uyu şimdi usulca ARMAĞAN… AYTEN MUTLU 2001 istanbul Yorumlar (1)
![]() Yorum Yazın
Yorum ekleyebilmeniz için giriş yapmanız gerekiyor. Henüz bir hesabınız yoksa lütfen kayıt olun.
|
|
| Son Güncelleme ( Friday, 16 May 2008 ) |
| < Önceki |
|---|
kirpiğimden ateş damlar tutamam
içim tuzlarda yıkar birikenleri
HAYATIN KIYISI BU BİLİRİM BIRAKAMAM....