Bu yazı 645. defa sizin tarafınızdan okunuyor.
04 Haziran 2011
Üzülme!
Üzülebiliyorsan bir kalbin var demektir
Kalpsizler üzül(e)mezler ki
Ne mutlu sana ki, üzülebiliyorsun
Dokunan var demek ki kalbine
Ya dokunulmasaydı kalbine
Ya hüznün gönül toprağını karmasına izin verilmeseydi
Demek ki gözden çıkarılmadın
Demek ki sen hâlâ bir umut tarlasısın
Üzülme!
Üzülüyorsan, Biri var ki cılız varlığını düştüğü çamurdan kaldırmak istiyor
Onun için dokunuyor kalbine
Kıymetini bil ki, üzmeye değer görüyor seni
Hüzünlerin kalbinin toprağını allak bullak ediyorsa, sen ekilmeye layık bir topraksın demektir
Kaygıların vuruşuyla tuz buz oluyorsa taş katılığında büyüttüğün güvencelerin, yarılan göğsüne umut fidanları dikiliyor demektir
Üzülme!
Yüzün yerde geziyorsan, ellerin boynuna sarılı ise, içini ısıtacak haberlerin mürekkebi damlıyor olmalı ömrünün defterine
Kar yağıyorsa güvendiğin dağlara, yarının ovalarında rengârenk çiçeklerin olacak demektir
Hırçın fırtınalar sarsıyorsa sevinçlerinin zirvesini, rüzgârlar dövüyorsa umudunun yamaçlarını, bir yüce dağsın sen demek ki, az bekle, eteğinden serin pınarlar akmaya başlayacak demek ki


Üzülme!
Üzülüyorsan, şımaramazsın
Kibrin kirli tuzağına düşemezsin
Kendini beğenmişliğin çamuruna dolaşmaz ayakların
Uzak geçersin isyanlı yollardan
Heveslerinin ardı sıra düşüp nisyan uçurumlarının başına sürüklenmezsin
Seni Biri yakınlığına çağırıyor demek ki

Gözden çıkarmamış olmalı seni
Üzülme!
Üzülüyorsan, bir kutlu teselli kapısının önünde bekletiliyorsun demektir
Gözlerini kaldır vefasız dünyanın eşiğinden
Gönlünün elinden çıkar sebeplerin boş avuntularını
Umudunu kes sahte doymalardan
Yüreğini küstür coşkulardan
Kapı açıldı açılıyor demektir
Üzülme!
Üzülüyorsan, kaybedeceğin bir şeyler var demek ki

Kaybedeceği bir şeyi olanlar çoktan kazanmışlardır
Eline geçmeyenleri saymakla tüketme nefesini, elindekileri saymaya başla
Hepsini saysan bile, nefesini saymaya nefesin yetmeyecek demektir
Bak işte zenginsin
Üzülme!
Seni bir "İşiten" var
Seni senin kendini bile sevmenden önce O sevdi seni
Senin kendini bile bilmediğin unutuş kuyularından çekip çıkardı seni
Çektiğin acılara habire meşgul çalan telefonlar gibi kör ve sağır değil O
Yüreğinin her yangınına O yetişiyor
Ayrılıklarına ve sıkıntılarına ****l soğukluğundaki plazalar gibi umursamaz değil O
Yitirdiklerinin hepsini sana iade edeceğine söz veriyor
Sevdalarına ve özlemlerine çok seçenekli sınav kâğıtları gibi tatsız ve tuzsuz formüller sunmuyor
Seni herkesten çok anlıyor, seni senin kendini düşündüğünden çok düşünüyor
Gözyaşlarınla imzalayasın istiyor yakarışlarını
Bir ebedî çerçevenin içinde, gösterişsiz bir kullukla fotoğraflamak istiyor seni
Dağılıp giden ömür kırıntılarının arasından sıcacık bir kardelen ümidi devşiresin istiyor
Keyfinin çatlak kabuklarının arasından sonsuz teselli pınarları akıtmak istiyor
Üzülme!
Varlığının tenine çiziktir her hüzün
Varlığından haber verir üzüntün
Hatırlar mısın, bir zamanlar hatırlanmaya değer bir şey bile değildin? Hiç umursanmadan çöpe atılabilecek kirli bir su iken sen, yüzüne bir tek O baktı
Kimselerin arayıp sormadığı, önemseyip adını bir kenara yazmadığı o günlerde, senin adını ilk O andı
Hatırını bildi
Seni yanına aldı
Hep yanında oldu
Sen seni unutup da başını yastığa koyduğunda bile, seni her defasında sabaha çıkardı
Sen Onu defalarca unuttun ama O seni asla unutmadı
Üzülme!
O'nun en sevdiği kulu da yalnız kaldı
Taşlandı
Sürüldü
Yaralandı
Aç susuz kaldı
Yuvasına uzaktan gözleri yaşlar içinde baktı
Mağarada yapayalnız ve korunmasızdı
Senin gibi üzülen yol arkadaşına sonsuz müjdeler veren tebessümüyle fısıldadı: "Lâ tahzen, innAllahe meânâ
"
Üzülme!
Kaldır yüzünü yerden
Omuzlarından sarsıp kendine getirmek istiyor seni Sevgili
"Rabbin sana küsmedi ki

" Gözlerinin içine içine bak sevdiklerinin
"Rabbin seni unutup yalnız bırakmadı ki


Senai Demirci


